Google’dan Fatih Özkösemen ile Röportaj

Vox Medya ekibi olarak dijital pazarlama sektörünün önde gelen isimleri ile yaptığımız röportaj serisine Google Search Quality Analyst’i “Fatih Özkösemen” ile devam ediyoruz.

Çağımızın bolca eksikliğini yaşadığı kalite, bilgi kirliliği, spam içerikler ve bunun gibi birçok konu ile profesyonel anlamda çalışan Fatih Bey bu röportajımızda merak edilen soruları cevaplıyor.

– Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için gönülden teşekkürlerimizi sunarız. Sektörün öncüleri olan ve daima bilgilerini paylaşmayı seven sizlerle yaptığımız röportajlar ile bu işte deneyimli/deneyimsiz, sektör ile ilgili herkese kendi ihtiyaçları dahilinde cevaplar bulacağı sorular yönelteceğiz.

– Ben teşekkür ederim! Ekibinizden iletişimde olduğum Emre’den öğrendiğim kadarıyla bu projeyi üniversite hayatınızla birlikte yürütüyormuşsunuz sadece tüketmek yerine, bir şeyler üretmeye kafa yorduğunuz ve dahası bunu sadece fikir aşamasında bırakmayıp gerçekleştirdiğiniz için tebrik ederim sizi. Sizin gibi ders dışında bu tip çalışmalar yürüten öğrencilerin sayısı umarım daha da artar. Büyük alkış!

– Bize biraz kendinizden ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

– Google Dublin ofisinde internet çöpçüsü olarak çalışıyorum 🙂 Evet, yaptığım işi bir süredir bu şekilde adlandırıyorum, zira kullanıcılarımızın görmesini istemediğimiz her türlü kalitesiz, spam ve güvenlik riski taşıyan içerik ve siteler aslında günlük iş hayatımın bir parçası.

Bunu daha süslü kelimelerle ifade edilmiş, bilinen hali ise Arama Kalitesi Analisti oluyor. Bu ekipte temelde yapmaya çalıştığımız, çeşitli sinyaller ve metrikler çerçevesinde arama   sonuçlarımızı sürekli iyileştirerek, kullanıcılarımızın bize olan güvenini korumak. Bununla birlikte Search ekibimizin site sahipleri, yayıncılar ve webmasterlar ile olan iletişimini sağlıyorum. Buna biz Search Outreach ismini veriyoruz. Türkçesi tam yok ama “dış dünya ile iletişim” diyebiliriz herhalde. Özellikle Türkiye ve yine İngilizce konuşan İrlanda, İngiltere gibi ülkelerde bu faaliyetleri yürütüyorum. Bu kapsamda, Google Search’un site sahiplerine sunduğu imkanları anlatmaya ve onların geri bildirimlerini ekiplerimize iletmeye çalışıyorum.

– Sektöre nasıl adım attınız? Kariyer lideriniz veya sektörde çalışmaya karar verirken ilham aldığınız olay ve durumlar nelerdir?

– Ben iş hayatım boyunca hep Data Analyst olarak çalıştım ve temelde herhangi bir teknoloji ürününün sistematik veri toplayabilmesi, bu verinin anlamlı hale getirilip bir iç görü oluşturabilmesi ve bu iç görünün tekrar bu ürünün veya yeni başka ürünlerin tasarımında kullanılması üzerine çalıştım.

Bu disiplin ile ilk temasım 2009 yılında Vodafone’da Teknoloji departmanı kaynak kullanımı ve yazılım süreçlerinin analizi ile başlamıştı. Sonrasında aynı bakış açısını Procter & Gamble’da distribütör satış kanallarının geliştirilip, dijitalleştirilmesi için kullanma imkanım oldu. Bu deneyimlerin neredeyse tümünde ya şirket içi ya da şirketler arası projelerde yer aldım ancak o dönemde fark ettim ki bana esas keyif veren şey son kullanıcıya dokunan ve günlük hayatın parçası olan işler yapmaktı. Bu nedenle, bir arkadaşımla birlikte kendi girişimimiz olan Hobiyo online eğitim platformunu kurarak; uzman eğitmenleri, hobi/sanat severler ile buluşturmaya çalıştık. Yaklaşık 2 yıllık bu süreçte bizzat ürün yönetimi, kullanıcı deneyimi, arayüz tasarımı, prodüksiyon ve dijital pazarlama alanlarında kendimi geliştirme imkanı edindim. Malesef kontrol edemediğimiz bazı sebeplerden dolayı girişimimizi durdurma kararı verdiğimiz noktada, Google’da çalışan bir arkadaşım vasıtası ile Arama Kalitesi ekibi ile tanıştım. Nihayetinde son kullanıcıya dokunabileceğim ve keyif alarak yaptığım data analist disiplinini kullanabileceğim bir kombinasyonu sanırım en iyi Google bir araya getirebilirdi 🙂 Yani serüven bu şekilde başladı ve devam ediyor.

– Süregelen meslek hayatınızda “dönüm noktam” dediğiniz yer var mıdır? Varsa kısaca bahseder misiniz?

– Tek bir dönüm noktasından bahsedemem ama ben okul yaşamım da dahil tüm hayatım boyunca hep benden daha iyi ve daha farklı düşünen insanlarla birlikte olmaya çalıştım ve
halen de çalışmaktayım. Bunun inanılmaz büyük faydasını gördüm. Bu imkanı ise bana veren okuduğum okullar ve çalıştığım şirketler oldu. ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği, Galatasaray İşletme, Vodafone, P&G ve Google içerisinde barındırdıkları harika insanlar ve onların etrafında gelişen kültür ile birlikte beni çoğunlukla (sağlıklı bir biçimde) yetersiz hissettiren ve daha çok çalışmaya, yeni dünya görüşleri edinmeye zorlayan yerler oldular. Bu beni hem mesleki hem de insani anlamda çok geliştirdi, değiştirdi. Bunların her biri benim için birer dönüm noktalarıdır diyebilirim.

– Google gibi büyük ve işinin ehli diyebileceğimiz bir şirkette çalışmak nasıl bir duygu? Ofis ve çalışma koşullarından kısaca bahseder misiniz?

– Hani şu her şirkette bulunan vizyon & misyon klişesi vardır ya 🙂 Bunu klişe olmaktan çıkarıp; misyonunu bu kadar net anlatabilen, anlatmakla kalmayıp bunu tüm dünyada gerçekleştiren ve bununla istisnasız tüm çalışanlarını heyecanlandırabilen ender organizasyonlardan birisi Google.

Yaptığın iş sayesinde bir kişinin bile aradığı bilgiye daha kolay ulaşmasını sağlayabilmek harika bir duygu. Bunun dışında malesef ofis ve çalışma koşullarımız çok ağır. Kampüste bulunan 7 kafeteryadan hangisine yemeğe gideceğimize karar vermek, barista önünde kahve sırası beklemek, ofisteki havuzun akşam saat 9’dan sonra kapanması vs. çekilir çile değil :/

– Sizi biraz daha derinlemesine tanıdıktan sonra sektör ile ilgili merak ettiğimiz birkaç soru yöneltmek istiyoruz. User Experience’ın arama motorlarındaki önemi nedir? İçerik üreticilerinin nasıl bir yol izlemesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

– Oldukça kritik. Bir kullanıcıyı yaptığı aramaya istinaden, mevcut binlerce muhtemel cevap içerisinde onun için “en alakalı” ve “en kaliteli” öldüğünü düşündüğümüz 3. parti bir cevaba/siteye/içeriğe yönlendirdiğimizde büyük bir sorumluluk alıyoruz aslında. Bu verdiğimiz sözü tutabilmemiz, yayıncıların kullanıcılara sunduğu kullanıcı deneyimi ile oldukça bağlantılı. En temel olandan başlarsak eğer, vaad edilen şey gerçekten orada mı? Kullanıcı mümkün olan en az sürtünmeyle bu vaade ulaşabiliyor mu? Site hızlı mı? Kullanıcının internet bağlantısı kötüyken bile bu temel özellikler çalışıyor mu? Peki farklı cihazlarda veya ekran boyutlarında durum nasıl? Site içerisinde gezinme/navigasyon sezgisel olarak basit mi? Site güvenilir mi? Şahsi bilgilerimi vermem gerektiğinde ona güvenebilir miyim? Bu sitenin sahibi ve yazarları kimler? Gibi sorular ile de bu genişletilebilir.

Bununla birlikte, kullanıcı deneyiminin diğer önemli bir parçası ise kullanıcıyı tanımak. Yani x konusunda arama yapan bir kullanıcı aslında daha geniş nasıl bir sürecin içerisinde?

Örneğin: Konut kredisi faizleri ile ilgili arama yapan bir kullanıcı aslında daha genel anlamda bir ev satın alma süreci içerisinde diyebiliriz. Peki bu süreçteki bir insanın ihtiyaçları neler olabilir? Çeşitli konut projeleri, satın alma esnasında dikkat edilmesi gerekenler, ev eşyaları, tasarım fikirleri, taşınma/nakliye süreçleri, tadilat/bakım gibi gibi aslında onlarca yan süreç, sektör ve arama terimi eşlik ediyor burada. Yani önemli olan “arama teriminden” ziyade “arama niyeti”. Bu niyetimin farkında olan bir sitede kullanıcı olarak yaşadığım deneyim, o sitenin aklımda kalmasına, benim onu başkalarına tavsiye etmeme ve onun hakkında pozitif konuşmama neden oluyor. Bununla birlikte bu ihtiyaçların cevabı da bazen bir görsel, bazen bir video olabileceği gibi bazen de bir harita veya fiyat karşılaştırma aracı şeklinde olabiliyor. O nedenle içerik üretirken x kelime makale, şu kadar yüzde ile anahtar kelime barındırmalı gibi kısır bakış açılarından özellikle uzaklaşmak gerekiyor.

– Google’ın kullandığı temel algoritmalar nelerdir? 2017 Aralık ayında Google’ın yaptığı Maccabes güncellemesinin webmaster tarafında hangi değişiklikler yaptığından ve güncellemeye göre nasıl bir SEO stratejisi belirlenmesi gerektiğinden bahseder misiniz?

– Şu Maccabes? (Sürpriz: böyle bir algoritma yok) konusuna gelmeden önce, bazı şeyleri netleştirmek istiyorum. Haliyle penguen, panda vs. gibi eğlenceli isimlerle anılan algoritmalardan konuşunca ve bu konu üzerindeki ilgi giderek büyüdükçe bazen işin ne kadar karmaşık olduğu unutulabiliyor. O nedenle aslında mimarı olarak bir arama motoru nedir ona bakmak gerekli. Az önce de bahsettiğim gibi tüm algoritmalarımızın ortak amacı görece düzensiz içerik yığınları içerisinde “alakalılık” ve “kalite” gibi iki temel metriğe bakarak bir düzen yaratabilmek prensibine dayanıyor. Fakat bu prensibin gerçek hayata yansıması haliyle birçok fiziksel engeli çözmeden mümkün olmuyor. Bir arama motorunun karşılaştığı bazı temel problemler şu şekilde özetlenebilir:

  • Kullanıcı niyetini anlama
  • Bu niyet ile ilgili olabilecek şeyleri bulma
  • Tarama
  • İndeksleme
  • İndeksten geri getirme
  • Bu şeyleri de alaka ve kalite ölçütüne göre bir sıraya/düzene sokma
  • Bütün bunların hepsini milyarlarca kullanıcı/cihaz/site, yüzlerce ülke/dil için 7/24, saniyenin altında tepki süreleri ile yapabilme

Bu maddeler de yine kendi içerisinde yüzlerce farklı alt problemlere bölünen akademik araştırma alanları aslında ve bunların her birisi için doktora ve üstü seviyede hayatını bu konulara adamış mühendis/analist insanlar çalışıyorlar. O nedenle x algoritması nedir, x algoritması şudur gibi konuları basitleştirmek pek doğru değil ve esasında Google kullanıcılarının veya içerik üreticilerinin bunların ne olduğunu bilmesi çok da gerekli değil. Önemli olan bir önceki soruda bahsettiğim kullanıcı deneyimini anlamak ve onu iyileştirmeye çalışmak. Bu bütün algoritmaların amacı aslında o deneyimi bir matematiksel işleme dökmekten geçiyor.

Son olarak sorduğunuz Maccabees diye adlandırılan şeye gelirsek. Bizim böyle bir algoritmamız yok, böyle bir isim duyurmuşluğumuz da yok. Bu tamamen bir internet esprisi olarak ortaya çıktı ve duyduğu şeyin kaynağını araştırmayan kişiler sayesinde de giderek yayıldı. Tıpkı Fred olarak bilinen güncelleme gibi 🙂 Fred ismini Search ekibinden Gary aslinda bir saka yapmak için kullanmıştı. Bu bahsettiğiniz ismi koyan da Search Engine Roundtable isimli haber sitesinin sahibi Barry Schwartz’dir. Tesadüf olarak o günlere denk gelen Yahudilerin dini bayramı ile ilgili bir terim seçip duyurunca, herkes onu o şekilde kabul etti 🙂 Bu eğlenceli bilgiyi de paylaşmış olayım. Eğer tüm algoritmalarımızın ne olduğunu ve nasıl çalıştığını öğrenmek istiyorsanız, şuradan Google’a iş başvurusu yapabilirsiniz, tek yol bu 🙂

– Google’ın spam linkler ile olan mücadelesinde uyguladığı stratejilerden bahseder misiniz?

– Maalesef arama sinyallerimizin ve algoritmalarımızın bütünlüğünü koruyabilmemiz adına bu tip detaylara giremiyoruz. Temelde yapılmaya çalışılan internet üzerinde bulunan bir bağlantının hangi amaçla oluşturulduğunu anlamaya çalışmaktan geçiyor. Bunu daha iyi anlamak adına yayıncılar kendilerine şu soruları sorabilirler:

  • Bu link bir kullanıcıyı bir yere yönlendirmek amacıyla doğal olarak mı oluşturuldu?
  • Yoksa bir sitenin arama sıralarındaki performansını maniple etmek amacıyla mı oluşturuldu?
  • Eğer arama motoru diye bir şey olmasaydı veya linkler bir arama sinyali olmasaydı bu bağlantıyı yine de oluşturur muydunuz?

– Sizin de etkinliklerde bolca üzerinde durduğunuz kaliteli içerik konusunda Google’ın hangi araçlarının kullanılmasını tavsiye edersiniz?

– Burada araçlardan ziyade aslında kaliteli içeriği tanımlayan sorulara bakmak daha faydalı olacak çünkü, içerik üretimi tamamen yayıncı tarafında gerçekleşen, belirli bir sistematiği olmayan bir süreç. “Yüksek kalitede siteler oluşturma hakkında tavsiyeler” isimli makalemiz bu noktada aydınlatıcı olacaktır.

Yine de özellikle araç sorduğunuz için:

  • Search Console : Sitenize gelen kullanıcıları, en sık kullandıkları arama terimleri ile daha iyi tanımanıza yardımcı olabilir.
  • Google Trends : Bu kullanıcıların ilgili başka hangi terimleri aradığını ve bunların  zaman içerisinde dağılımını görmenizi veya yeni başka trendleri keşfetmenizi sağlayabilir.
  • Page Speed Insights : Sayfa hızını arttırmaya yönelik tavsiyeler alabilirsiniz.
  • Yapısal Veri Test Aracı : Sayfalarınızı yapısal veri ile zenginleştirip, arama sonuçlarında görünürlülüğünüzü arttırabilirsiniz.
  • Lighthouse : Sayfalarınız için hız, erişilebilirlik ve seo anlamında bazı otomatik testler uygulayabileceğiniz bir geliştirici aracı.

– Öngörüldüğü üzere gelecekte yapay zeka, artırılmış gerçeklik ve nesnelerin interneti vb. teknolojilerin daha yaygın kullanılması ile Google hayatlarımızı kolaylaştırma adına ne gibi stratejiler belirlemektedir?

– Google kendisini “AI First” yani “yapay zeka öncelikli” bir şirket olarak görüyor. O nedenle neredeyse tüm Google ürünlerinde bunun izlerini görmeniz mümkün. Gmail artık bazı cevapları sizin için otomatik olarak tamamlarken, binlerce fotoğrafınızı Google Fotoğraflar ile tıpkı arama motorunu kullanır gibi keşfedebiliyorsunuz (or: 2011’de Ayşe ile olan dans fotoğraflarım gibi). Yine nesnelerin interneti, akıllı ev uygulamaları sayesinde giderek popülerlik kazanıyor. Nest akıllı termostatlar, ev güvenlik sistemleri, Google Home gibi akıllı hoparlörler veya televizyonları tamamen değiştiren Chromecast veya Android TV gibi uygulamalar bunlara birer örnek. Google bir kullanıcının günlük hayatını bir bütün olarak düşünüyor ve dünyanın karmaşık halde bulunan tüm bilgilerini bu teknolojiler sayesinde kullanılabilir ve erişilebilir hale getiriyor.

– Verdiğiniz bu güzel cevaplar için teşekkür ederiz. Son olarak bu sektöre yeni girmiş hevesli insanlara neler tavsiye edersiniz?

– Tekrar teşekkür ediyorum bu fırsat için. Naçizane tavsiyem algılarını sürekli açık tutmaları olacak. İlgilendiğiniz alanları ve buradan olan gelişmeleri kaynağından takip edin, öğrenip bunları sentezleyin, mümkün oldukça kendiniz deneyimleyin ve en nihayetinde bu tecrübeleriniz başkalarıyla da paylaşın. Bu sizi büyütüp geliştiren pozitif bir döngü yaratacaktır. Kısacası sizin bu siteyle yapmaya başladığınız şey gayet güzel bir adım 🙂

Gönülden başarılar dilerim!

– Bu aydınlatıcı ve içten cevaplarınız için tekrar çok teşekkür ediyoruz. Herkesin kendi ihtiyaçları dahilinde cevaplar bulacağı dolu dolu bir röportaj oldu. Biz de meslek hayatınızda başarılarınızın devamını diliyoruz!


Sektörün Önde Gelenleri ile Yaptığımız Diğer Röportajlara da Göz Atın 🧐

ZEO Agency Kurucusu Yiğit Konur ile yaptığımız röportaja buradan ulaşabilirsiniz.

Social Touch’ın kurucusu Sertaç Doğanay ile yaptığımız  röportaja buradan ulaşabilirsiniz.

Kriko’nun kurucusu Uğur Eskici ile yaptığımız röportaja buradan ulaşabilirsiniz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here