ZEO Agency Kurucusu Yiğit Konur ile Röportaj

PAYLAŞ

Vox Medya ekibi olarak dijital pazarlama sektörünün önde gelen isimleri ile yapacağımız röportaj serisine, Zeo Agency’nin kurucusu “Yiğit Konur” ile başladık. Sadece Türkiye’de değil dünyada da sektörün önde gelen isimlerinden olan Konur, Vox Medya’ya özel açıklamalar yaptı.

Zeo Agency, geçtiğimiz haftalarda Ankara ve İstanbul’un ardından 3. ofisini Londra’da açtığını duyurdu. 2013 yılından beri her yıl İstanbul’da düzenlediği dijital pazarlama konferanslarında arama motoru optimizasyonu ve pazarlama dünyasının “rockstar”ları olarak tabir edilen Rand Fishkin, Wil Reynolds, Gary Illyes gibi isimleri bir araya getirerek global çapta bir çok etkinliğe imza atan Zeo’nun Londra atağı sektörde herkesi gururlandıran bir gelişme oldu.

– Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Bhartrihari’nin “bilgi, paylaştıkça çoğalan bir hazinedir.” sözünü doğrularmışçasına, bilgilerinizi hiçbir zaman paylaşmaktan çekinmeyen ve bu sayede gücüne güç katan bireysel ve kurumsal bir SEO danışmanı olarak size aydınlanmamız açısından önemli olduğunu düşündüğümüz birkaç soru yönelteceğiz.

– Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Paylaşmakla övgü almak ne kadar güzel, keşke yaşadığımız dünyanın her noktasında, her anlamda paylaşımcı bireyler olmak yolunda çok daha fazla ileri gitsek. Ben halen yeterince paylaşımcı olmadığımı(zı) düşünüyorum ancak dışarından var olanın bile övgü alması gerçekten sevindirici.  

1) Sektöre nasıl adım attınız? Kısaca bahseder misiniz? 

– Sosyal medya çağından bir tık önce, eskiler hatırlar, müthiş derecede forumların meşhur olduğu bir dönem vardı. İçeriğe insanları ulaştırmak noktasında, referans trafik olarak ciddi bir katkıya sahip olan bu sitelerden birine sahip olmak için birkaç lise arkadaşımla birleşip bir forum açtık. Ancak bu foruma yeterince trafik sağlayamadığımızı farkettiğim 2005-2006 yıllarında araştırma yaparken, sektörün en usta isimlerinden Rand Fishkin’in bazı yazılarına denk geldim. Bunlar okudukça derinleşen ve ilgimi çokça çeken SEO dünyasına yönelik öğrendiğim ilk bilgilerdi.

Hemen ardından edindiğim bilgileri kendi sitelerimde uygulamaya başladım ve gerçekten güzel sonuçlar almaya başladığımı gördüm. Ancak bu konuda Türkçe bir site olmamasının temel bir sıkıntı olduğunu farkettikten sonra, bu konuda web’deki ilk Türkçe içerik sitesi olan SEO Teknikleri com adında bir site oluşturdum ve bilgilerimi buradan paylaşmaya başladım. Yine sektördeki değerli dostlar, Serbay Arda Ayzit, İlyas Teker ve Erhan Yakut gibi değerli isimlerle de burada tanıştım. Bu anlamda benim için çok değerli bir dönüm noktası olan siteyi üniversite yıllarına başlamadan önce bıraktım ve Zeo’ya başladık.

Bilkent’te öğrenciyken 2012 yılında başladığımız girişim hızla büyüdü. Daha önceden  seozeo.com adı altında başladığımız girişim, daha sonraları sadece SEO ajansı odağında kalmak istemememiz sebebiyle farklı bir pivot sürecine girdi. Ve şu anki tanımımızla sadece SEO değil, veri odaklı pazarlama problemlerine çözüm yaratan bir Zeo Agency hayalimizi gerçekleştirmek için adımızı değiştirerek zeo.org adresi üzerinden yayına devam ettik.

2) Girişiminize tek başınıza mı başladınız yoksa bir fikir      ortağınız var mıydı? SEOzone neden Digitalzone oldu?

– Bence hiç kimse fikirleri ya da düşüncelerine doğrudan sahip değildir. Çoğumuz aslında çevremizdeki bir çok olaydan etkilenerek belirli fikirlere sahip oluyoruz. Sözgelimi, Zeo’nun hikayesinde eski adıyla SEOmoz – yeni adıyla Moz’un büyük bir katkısı oldu. Geçtiğimiz yıl Digitalzone konuşmacılarından biri olan Rand Fishkin’in tüm Zeo’nun vizyonunun oluşmasında büyük bir katkısı var. Haliyle okuduğumuz ve düşüncelerini paylaşmaktan çekinmemiş birçok değerli isim ve arkadaşım zaten Zeo’nun fikren ortağı konumundalar.

Aslında bir üstteki soruda SEOzeo’nun Zeo’ya dönüşümünde verdiğim örnek az çok Digitalzone sorusunu da yanıtlandırıyor sanıyorum. Biz yeteneklerimizi daha çok “veriyi doğru şekilde yorumlama” ve farklı açılardan “optimizasyon odaklı değerlendirme” noktasında daha kıymetli görüyoruz. Elbette SEO danışmanlığı Zeo Agency’nin cirosunun halen çoğunluğunu oluşturuyor ancak pazarlamanın tamamen dışında amaçlarla da veri danışmanlarımızla beraber çalışan büyük bütçeli müşterilerimiz de var.

3) Kişisel gelişiminizde hangi yolları kendinize hedef olarak belirlediniz? Hangi kaynaklara başvurdunuz?

– Sektörden sevgili arkadaşım Serbay Arda Ayzit’in geçtiğimiz Digitalzone’larda anlattığı çok güzel bir söz vardı. “Kendi bilgi birikiminizi her zaman çevrenizdeki inşalarla mukayese ederek değerlendiriyoruz. Bu yüzden yurtdışındaki konferanslara katılmak ve sektörde farklı alanlarda sizden daha iyi insanlarla tanışmak çok önemli” demişti. Ben bu yaklaşıma kesinlikle katılıyorum, eğer çevrenizde ya da yakinen takip ettiğiniz insanlarda kendi seviyenize yakın kişilerle bir arada olursanız, aslında başarınıza dair bir illüzyona kapılmanız olası. Ben her zaman, farklı alanlarda benden çok daha iyi insanlar olduğunu biliyorum. Olabildiğince onların yazdıklarını okuyarak onlardan öğrenmeye çalışıyorum. Bu sadece teknik anlamdaki işlerde değil, birçok anlamda ve konuda geçerli olabilir. En basit bir yaklaşımla Quora ve Reddit (bazı subreddit’ler için geçerli) gibi sitelerde müthiş derecede kıymetli yeni yaklaşımlar okuyabiliyorsunuz. Bunların hepsi de bence insanın kişisel gelişimine büyük katkı sağlıyor.

4) Girişiminizin büyümesinde kırılma noktası ne oldu? Ne zaman “tamam biz olduk” diyebildiniz?

– Tamam biz olduk ya da biz X işinde Y pazarında en iyi konumdayız diyen bir şirket/kişi gelecek anlamında bence çok umut vaat etmiyordur. Varolan cironuzla / teknik yeteneğinizle ya da çevrenizle harika bir noktaya ulaşmış olabilirsiniz. Ancak insan olarak bizler her zaman rehavet etmeye çok yatkınız. Varmış olduğumuz noktanın seviyesi ne olursa olsun, bununla olması gerekenden fazla seviyede kibirlenip gururlandığımız zaman, bizi o noktaya taşıyan yeteneklerimizi geliştirmek noktasında daha fazla tembelleşebiliriz. Dolayısıyla hiçbir zaman “tamam ben/biz olduk” diyebileceğimiz bir noktaya gelmediğimizi düşünüyorum. 7 milyar insanın yaşadığı bir dünyada, emin olun şu an yaptığınız işi sizden çok daha iyi yapan insanlar var. Bu insanların da pozitif ve negatif yanları var elbette, sizin mümkün olduğu kadar bu iyi insanları tanıyıp onların güçlü olduğu noktalardan güçlenmeniz gerektiğimizi düşünüyorum. Şahsım adına, SEO’nun sürüklendiği daha veri odaklı ve teknik dönüşümüne yeterince hızlı ayak uyduramadığımı düşünüyorum. Çevremde SEO adına bir numaralardan gösterilen birçok arkadaşım da aynı durumdalar. Üstelik yeni nesil, teknik anlamda güçlü liderlerin yer aldığı ajanslarda büyük bir hızla geliyor. Bizlerin bu rehaveti hissetmesi ve kendini yenilememesi, kendimizi geliştirme hızımızı azaltmamıza ve hatta çevremizdekilerin bizden daha hızlı olmasına bağlı olarak geriye düşmemize neden olabilir. İşinde iyi olan/olduğu söylenen her insan bu kaygıyı yaşamalı. Çünkü dünyadaki yaşanmış hikayelerden öğrenilecek çok ders var. 80’lerin son dönemlerinde IBM’in sahip olduğu büyük güç ile Microsoft/Apple gibi yeni oyuncuları çok da ciddiye almamasının onu sadece B2B pazara sıkışmış bir teknoloji şirketine dönüşmesi oldukça güzel bir ders hepimiz için.

5) Zeo Londra’da açtığı ofisiyle birlikte uluslararası bir ajans olduğunu kanıtladı. Zeo’nun bundan sonraki hedefleri nelerdir?

– Güzel sözlerinize teşekkür ederim. Gerçekten uluslararası bir ajans olup olmadığımızı bu ofiste göstereceğimiz başarılar kanıtlayacak. Aslında bir miktar sermaye ve gözü karalılıkla her ajans burada bir ofis açabilir ancak önemli olan İstanbul’dan gelmiş bir ajans olarak Londra gibi güçlü oyuncuların olduğu bir pazarda “pazar payı” kazanabilmek.

Bizim hiçbir zaman 5 yıllık büyüme planlarımız olmuyor. Bu kadar hızlı değişen bir pazarda ve dünyada bu planların sadece üst düzey yöneticiler için satılan hayaller olduğunu düşünüyorum. Bizim asıl odağımız, hangi pazarda olursak olalım rakiplerimizin yaptığının çok ötesinde teknolojilerle, çok daha yenilikçi bakış açılarıyla ve çok daha iddialı yönetim sistemleriyle aramızdaki farkı kültür ve bilgi birikimi olarak her zaman açık tutmak. Ciro bunun bir sonucu olarak elbette gelecektir. Siz elinizden gelenin en iyisini yaptıktan sonra eğer yeterli ciro kazanımını sağlayamıyorsanız ya işinizi geliştirmeyi / satmayı yeterince iyi beceremiyorsunuz ya da o pazarda “sadece bilgili olmak” yeterli değil. Zatne ikinci söylediğim tanıma giren pazarlarda başarılı olmakla da ilgilenmiyoruz. Uzun lafın kısası, Zeo için ilk hedef Londra’da iyi bir pazar payı yakalamak. Burada yaptığımız hatalardan öğrendiklerimize göre Avrupa ve Ortadoğu’da yeni pazarlara açılmaya elbette sıcak bakıyoruz.

6) Ekibinizi belirlerken kriterleriniz neler oldu? Bu kadar kaliteli ve büyük bir ekibi nasıl bir araya getirdiniz? Zeo Agency de çalışmak veya staj yapmak isteyen gençler ne yapmalı?
ZEO Agency
ZEO Agency

– Belki biraz klişe olacak ama SEO sektörünün maalesef net bir okulu ve eğitim alanı bulunmuyor. Haliyle ekibimize gelen herkes çekirdekten yetişerek gelişiyor. Osman ve Yazgülü dışında şu ana kadar Zeo’ya gelmiş olan herkes sıfırdan yetişerek geldiler. Aramıza sonradan katılan arkadaşlarımız da, Zeo’da bulunmanın onlara daha farklı bir yaklaşım kattığını söylüyorlar. Kendimizi övmek bence doğru olmaz ama çevremdeki herkesin sıkça söylediği şey “Zeo’nun öğretici bir yer olduğu”. Kültür olarak bunu yakalamış olmamız bu anlamda beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.

Öğrenmenin ve yenilikler yaratmanın ön planda olduğu bir kültürde en önemli şey, yeterince “meraklı ve ilgili” insanları, yeterli “çalışkanlık” özelliklerine de sahip oldukları bir yerde bir araya getirmek. Bu insanlar bir araya geldikleri bu yerde çevrelerindeki insanlara “bey/hanım” demeleri gerekmiyorsa, içten bir yakınlık kurabiliyorlarsa ve kendilerini orada huzurlu hissediyorlarsa, zaten kültür o ekibi bir noktaya gelmeye zorluyor. Bununla beraber Zeo’daki kültürümüz, yetenekli insanların oluşması için tek kaynağımız değil. Ekibin tecrübeli isimleri Ezgi Gülsen Yaylı, Osman Mutlu, Ozan Ketenci, Erdal Çay gibi değerli isimler Zeo’nun kendi kendine yönetilmesini sağlayan bir sistem oluşturmamıza çok yardımcı oldular. Yönetim yaklaşımımız ile ilgili Ahrefs Blog için bir yazı hazırlıyoruz. Yakın zamanda ilgilenenler orayı takip edip detaylı bilgi alabilirler.

Bizde çalışmayı gerçekten isteyen bir aday, “gerçekten istediğini” hissettirmek için araştırma yeteneğinin ve merakının ne kadar güçlü olduğunu her anlamda ortaya koyabilmeli. Bir de buna çalışkanlık eklendiği zaman gerçekten Avrupa’daki tüm ajanslarda rahatlıkla çalışabilecek kalitede insanların olduğu bir ekip yaratmak mümkün olabiliyor.

Bu yıl da Avrupa Arama Ödülleri’nde en çok kategoride finale kalan ajans olduk. Bu bizim için tüm Avrupa genelindeki başarımızı göstermesi adına çok değerli ancak en önemli kategorilerden birisi de “En İyi Arama Profesyoneli – 25 Yaş Altı” kategorisiydi. Bu sene Zeynep Begüm Aykut (20) ve Tevfik Mert Azizoğlu (24) bu kategoride finale kaldılar. İkisi de alanında çok yetenekli arkadaşlar ve Türkiye’den bu başarıyı elde edebilecek seviyeye gelmek gerçekten Zeo adına gurur verici.

7) Zeo olarak çok büyük markalarla çalışıyorsunuz? Tabiri caizse müşterileriniz sizde ne buldu? Sektörde nasıl bu kadar tanınıp kendinizi sevdirdiniz?
– Sektörde kendimizi ne kadar sevdirdiğimiz bence tartışmaya açık. Seven kadar sevmeyenlerin de olduğunu doğrudan biliyorum. Belki farkında olmadan üzdüğümüz insanlar, belki de görmediğimiz bazı şeyleri görüyorlar. Keşke bize ulaşıp eksiklerimizi söyleseler de ona göre “daha iyi olabilmek” için biz de kendimizi optimize edebilsek.

Zeo bugüne kadar, Hepsiburada – Sahibinden – Yemeksepeti gibi büyük internet şirketlerinden, Pepsi – Redbull – Turkish Airlines gibi global markalara kadar 200’ün üzerinde farklı markaya danışmanlık verdi. Bence bizim en büyük rekabet avantajımız teknik olarak güçlü olmamız. Bunu doğru biçimde analiz eden pazarlama yöneticileriyle gerçekten iyi anlaşıyoruz. Eğer bize yeterli insan kaynağını da projelerde ayırıyorlarsa, başarıyla beraber gelen “Word of mouth” efekti de yeni müşterilere ulaşmamıza yardımcı olabiliyor.

8) Öngörüldüğü üzere gelecekte yapay zeka, artırılmış gerçeklik ve nesnelerin interneti vb. teknolojilerin daha yaygın kullanılması ile SEO’nun geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

– Bu konu uzunca bir süredir SEO’nun da geleceğini etkileyen bir çok değişikliğe neden oldu. Artık kafalarda yerleşmiş klişe, “backlink satın al ve title/description düzenlemelerini çok aranan kelimelere göre düzenleyip başarılı ol” algısını kırabilmemiz için Google’ın bu algoritma güncellemelerine çok ihtiyacımız var. Yakın gelecekte, kaliteli içerik ve deneyimin daha çok ödüllendirildiği zamanları göreceğiz. Bu konuda “gelecekte de iyi çalışabilecek bir içerik nasıl olmalı” diyorsanız yurtdışındaki örneklere ve özellikle Rand Fishkin’in 10X Content Listesi’ne göz atmanızda fayda var.

9) Son olarak yurtdışında “ABD Arama Ödülleri” gibi önemli yarışmalarda jüriliğe seçilmiş biri olarak, size şimdi “web sitemizi nasıl üst sıralara çıkarırız” gibi bir soru sormayacağız 😊 zaten her fırsatta bunları anlatıyorsunuz bizler de ilgiyle takip ediyoruz. Genel olarak bu sektöre yeni girmiş hevesli insanlara ve yeni markalara neler tavsiye edersiniz?      

– Yeni bir startup iseniz, günümüzün rekabetçi dünyasında minimum maliyetle en fazla sonucu elde etmek zorundasınız. Çünkü bir startup olarak maddi kaynaklarınız sınırlı. Öyleyse içerik pazarlaması ve SEO gibi konulara doğrudan “kurucu ortaklar” olarak kafa yormanız ve bu konuda bolca okumanız gerekiyor. Aksi takdirde, çoğunluğun gösterdiği kişilerle/ajanslarla çalışırken, yaptıkları işleri denetleyebilir/anlayabilir seviyede olmadığınız için projeleri sağlıklı yürütemeyebilirsiniz. Bence bu konuda Moz’un Youtube Kanalı oldukça açıklayıcı videolara sahip. Eğer ben sadece Türkçe içerik tüketebilirim diyorsanız, Zeo olarak da dijital pazarlama ve SEO hakkında bilgiler içeren blogumuz veya Zeo’nun resmi Youtube kanalı dikkatinizi çekebilir.

Eğer sektörde yeniyseniz, bolca okumanız ve araştırmanız gerekiyor. İnternette iyi bir yere gelebilmek için “kaliteli bilgi okuryazarlığı” çok önemli. Özellikle Türkçe SEO ve dijital pazarlama içeriklerini tüketirken lütfen kaynakları iyi sorgulayın. Hiç İngilizce bilmiyorsanız bile, çeviri araçlarından yardım alarak bile okuduklarınızı anlamlı bir zemine oturtabilirsiniz. Bu yüzden Moz.com / Quora.com / Inbound.org ya da Search Engine Land/Journal/Roundtable gibi kaynakları her zaman tüketmeye gayret etmenizde fayda var. Yine bu alanda iyi bir ajansta kısa bir deneyim bile birçok markada yıllarca çalışmanın size kazandıramayacağı zaman ve bilgiyi kazanmanızı sağlayabilir.

– Bu aydınlatıcı ve içten cevaplarınız için çok teşekkür ediyoruz. Herkesin kendi ihtiyaçları doğrultusunda cevaplar çıkaracağı dolu dolu bir röportaj oldu. Meslek hayatınızda başarılarınızın devamını diliyoruz!


Google’dan Fatih Özkösemen ile yaptığımız röportaja da buradan ulaşabilirsiniz.

 

PAYLAŞ
Önceki makaleWordPress, en iyi 10 milyon sitenin yüzde 30’unu destekliyor
Sonraki makaleNeden bu SEO araçlarını kullanmamalısınız?
Dijital dünyaya öğrendiklerimi paylaşma isteğiyle sosyal medya, teknoloji ve dijital pazarlama alanında yazdığım blog yazıları ile giriş yaptım. Websitesi ve blog yazılarıyla uğraşmak bana yepyeni ufuklar ve kapılar açtı. Hali hazırda BoostROAS'ta daha çok SEO odaklı, dijital pazarlama kaslarımı geliştiriyor ve ekibe destek oluyorum. Hobilerim arasında ilk sırayı 'yüzme' alıyor. İlgi duyduğum alanlar ise 'uçmak' ve 'uzay'. Gözüm yükseklerde :)

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here